PISA nedir?

Ana Sayfa > Makaleler > Ne? Nedir? Ne Değildir? > Zengin İçerikten Demetler
Tarih:29.08.2016 23:27:51 Görüntülenme:1026    
 
 

PISA’nın, dünyada eğitim politikalarının geliştirilmesi çalışmalarına önemli oranda veri sağlamakta olduğunu dile getiren Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Gültekin, PISA’nın ne olduğuna dair şunları söyledi: “OECD tarafından düzenlenen PISA; 15 yaş grubu öğrencilerin okuma becerileri, fen ve matematik okuryazarlığı alanlarındaki yeterliklerinin, matematiğe, fen ve okuma becerilerine yönelik ilgi ve tutumlarının değerlendirildiği durum belirleme ve anket çalışmasıdır. Bu çalışmalar her 3 yılda bir yapılmakta ve her dönem okuma becerileri, matematik okuryazarlığı ve fen okuryazarlığı alanlarından birine ağırlık verilmektedir. PISA, belirtilen alanlarda öğrencilerin salt bilgilerini ölçmekten çok günlük yaşamda karşılaşılabilecek sorunlar veya zorluklara karşı bilgi ve becerileri kullanma yeteneğini ölçmeye odaklanmaktadır. Başka bir deyişle öğrencilerin günümüz dünyasında sahip olması gereken temel bilgi ve becerilere ne düzeyde sahip oldukları ölçülmektedir. PISA’da sorular eleştirel ve analitik düşünme becerilerini belirlemeye dönük hazırlanmaktadır. 21. yüzyıl ya da yaşam becerileri olarak isimlendirilen (takım çalışması, eleştirel düşünme, yaratıcılık, iletişim) beceriler bağlamında öğrenciler, 1-6 arasında en azdan yukarı doğru bir başarı ölçeğinde yerleştirilmekte ve 5-6’ncı dilimler en başarılı öğrencilerin yer aldığı dilimi oluşturmaktadır.” PISA sınav sonuçları açısından Türkiye’nin durumu nedir? Doç. Dr. Mehmet Gültekin sonuçları tablo üzerinden şöyle değerlendirdi: "2000 yılından bu yana uygulanmakta olan PISA test ve anket çalışmalarına OECD’ye üye olan Türkiye ilk kez 2003 yılında katılmıştır. Ülkemiz 2003, 2006, 2009 ve 2012 yıllarında toplam 4 değerlendirmeye katılmıştır. 2003’ten bu yana yapılan PISA değerlendirmelerinde ortalama puanlar ve sıralamada kısmen olumlu gelişmeler gözlense de Türkiye’nin OECD ortalamasının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu sonuç, PISA uygulamalarında Türkiye’nin henüz istenilen düzeyde olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte sınav sonuçları, Türkiye’nin sınırlı düzeyde de olsa başarısını artırdığını ortaya koymaktadır. Nitekim 2012 OECD raporunda Türkiye’nin geçen 10 yıl içinde gösterdiği gelişmeye açıkça vurgu yapılmıştır." Neler yapılmalı? PISA sınavlarının ciddi bir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Mehmet Gültekin, PISA sınav sonuçlarının Türkiye’de eğitimin mevcut durumunun anlaşılmasının yanı sıra ülkeler arası karşılaştırmaların yapılması ve geleceğe dönük politikaların geliştirilmesi açısından da oldukça önemli olduğundan söz etti. Türkiye’nin PISA sınavına ilk katıldığı günden itibaren sürekli aşama kaydeden birkaç ülkeden biri olduğunu bildiren Doç. Dr. Gültekin, öncelikle yapılması gereken işin, PISA sınav sonuçlarının veri tabanından yararlanmak, bu verileri iyi okumak ve objektif analizler yapmak olduğunun altını çizdi ve sözlerine şöyle devam etti: “Kuşkusuz, bu konuda elde edilecek en önemli başarı, PISA’dan elde edilen bulguları dikkate alarak eğitim politikalarına yön ve şekil vermek olacaktır. “ Eğitim sistemimizde ani ve köklü değişiklikler yapılmaması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Gültekin “Eğitim sistemlerinde ani ve köklü değişiklikler toplumumuzu sarsmaktadır. Toplumumuz bu ani değişikliklerin sancısını çekmektedir. Toplum, yapılan değişikliklere uyum sağlayamamakta ve kolayca benimseyememektedir. Bu nedenle eğitimdeki değişiklikler devrim değil; evrim niteliğinde olmalıdır. Sürekli değiştirme yerine sürekli geliştirmeyi benimsemeliyiz. Yapılacak iş, eğitimde sağlıklı bir model benimsemek ve bu modeli geliştirerek süreklilik sağlamak olmalıdır. Eğitim sistemimizi sınav odaklı olmaktan kurtarmalıyız. Türkiye’de eğitime bakıldığında eğitim sistemimiz, sınav odaklıdır. Çok az öğrenciyi iyi eğitmekte öğrencilerin çoğunu başarısız kılmaktadır. Sınavlar öğrencilerin ve öğretmenlerin verimini düşürmekte, öğrenci öğrenmek ve öğretmen de öğretmek yerine her ikisi de sınav için çabalamak durumunda kalmaktadır. Bu durum, özellikle öğrencilerin öğrenmekten keyif alan ve yaşam boyu öğrenenler olmalarına engel olmaktadır. Sınav odaklı olmasına ve öğrencilerin sınavlara bu kadar çalışmasına karşın öğrencilerimizin PISA vb. sınavlarda neden başarısız olduklarının da iyi analiz edilmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu. Eğitim sistemimizi, öğrenme sonuçlarına dayalı olarak düzenlememiz gerektiğine değinen Doç. Dr. Mehmet Gültekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “TIMMS (Üçüncü Uluslararası Matematik ve Fen Çalışması), PIRLS (Uluslararsı Okuma Becerilerinde Gelişim Çalışması) ve PISA (OECD Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) gibi uluslararası sınavlarda elde edilen sonuçlar, ülkelerin, ulusal politikalarında gerçekleştirecekleri değişiklikleri açıklamak ya da kanıtlamak için kullanılmaktadır. Uluslararası bu sınavlardan elde edilen sonuçlar, performansa yönelme eğilimlerini artırmakta, performanstan memnun olunmadığı durumlarda, özel programların başlatılmasına yol açmaktadır. Bu nedenle Türkiye, bu sınavlara katılmaya devam etmelidir. Bu sınav sonuçlarına mutlak bir başarı veya başarısızlık olarak bakılmamalıdır. Çünkü bu sınavlar, iyi ya da kötü eğitim sistemi çıkarımında bulunmuyor; eğitim sisteminin performansını ölçüyor.” Öğrencilerin sosyoekonomik düzeylerinin yükseltilmesinin önemini vurgulayan Doç. Dr. Gültekin, PISA sınavlarına ait yayınlanan raporlarda dikkat çeken noktalardan birinin de öğrencilerin sosyoekonomik düzeyleriyle başarı düzeyleri arasındaki pozitif ilişki olduğunu aktararak şunları ekledi: “Öğrencilerin sosyoekonomik düzeyi arttıkça akademik başarıları da artmaktadır. Kız öğrencilerin okullara devamı konusunda ülke çapında yürütülen toplumsal projeler, okullaşma oranının artırılmasına yönelik çabalar, yeni okullar ve dersliklerin hizmete sunulması, öğrencilere sağlanan burs olanakları ve maddi desteklerin artırılması öğrencilerimizin sosyoekonomik düzeylerine katkı sağlamıştır. Nitekim bu gelişmelerin yansımaları az da olsa görülmüştür. Dolayısıyla öğrencilerimizin sosyoekonomik düzeylerini yükseltmeye yönelik çabalara devam edilmelidir.” Son olarak da öğretmenlerin niteliğinin artırılmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Gültekin sözlerine şöyle son verdi: “Eğitim sisteminin niteliği, öğretmenin niteliği ile özdeştir. Eğitim sisteminde öğretmenin niteliğini artırmadan yapılacak çabalar başarısız olmaya mahkûmdur. Bu nedenle öğretmenlerin gerek hizmet öncesi gerek hizmet içinde en iyi biçimde eğitilmeleri sağlanmalıdır. Özellikle öğretmenlerin hizmet içindeki eğitimleri yaşamsal önem taşımaktadır. Öğretmenlerin çağın gerekleri doğrultusunda mesleki gelişimlerinin sağlanması konusunda önlemler alınmalıdır.

Ekleyen: Coop Cool
       
 
Okumuş olduğunuz yazının tüm sorumluluğu ekleyene aittir. Yazının telif hakkı yada uygunsuz içerik içerdiğini düşünüyorsanız lütfen bildiriniz. 

 
 
CoopCool'un Yazılarına Yorum Bırak ツ
◕ Bu Makaleye Henüz Hiç Yorum Yapılmamış, İlk Olmak İstermisinツ
   

En Yeniler

Sitemizde Şimdilik 1233 Yazı Bulunmaktadır.


Coop Cool Sosyal Liselinin Amacı Nedir?
Coop Coola Sorunlarımı Nasıl Yazacağım?
Coop Coola Nasıl Üye Olunur?
Metni Nasıl Kopyalarım?
CoopCool Sosyal Liseli Türkiye nin İlk Liseli Platformu

Kategorilerimiz




Sosyal liseli yayında...

İlginizi Çekebilecekler

Vida Nedir? Vida Nasıl Bulunmuştur?
Mucitler ve İcat Öyküleri-Yüzme Havuzu
Mustafa Çelebi Çetinkaya- Ülkem
Medya Okuryazarı Ne Yapar?
Çırak Kimdir?
Mucitler ve İcat Öyküleri-Radar Sistemi Nasıl Bulundu?
Yakıt Ekonomisi Nedir?
Uyarıcı Sıvazlama Tekniği Nasıl Yapılır?
İş Sözleşmesi Nedir? İş Sözleşmesinin Başlıca Türleri
Esnaf ve Sanatkar Kimdir?