Kendini Geliştirmek 2

Ana Sayfa > Makaleler > Kişisel Gelişim > Kişisel Gelişim Genel Yazılar
Tarih:28.11.2019 13:05:23 Görüntülenme:307     Kopyalanabilir Yap
 

Kötü Alışkanlıklardan Kurtulmak

Kötü Alışkanlık

   KÖTÜ alışkanlık deyince , aklımıza hemen insan sıhhatine faydası olmayan ve hatta zararlı birtakım alışkanlık ve davranışlar gelmektedir. Mesela , yalan , içki , kumar , fuhuş , tefecilik , rüşvet ve benzeri iş ve meşguliyetler , bunların başında gelmektedir.

            Kötü alışkanlıklar bedeni ve mali zararlar getirmenin yanı sıra , insan şahsiyetini de zayıflatır. Bu alışkanlıkların pençesine düşen kişi , olayları normal değerlendirme özelliğini kaybeder , anormallikleri normal görmeye başlar.

            Din ve ahlak prensipleri , kötü alışkanlıklara karşı insanları uyarır ve onları gayr-ı meşru kabul eder. Hatta bu konuda peygamberlerin hayatı , kötü alışkanlıklardan uzak bir ideal yaşayış örneği halindedir, Fakat ne gariptir ki , günümüzde “modern devlet” bu tür kötü alışkanlıklarla ciddi bir mücadele vermemekte , hoşgörüleriyle olumsuzluklara müsait ortamlar meydana getirmektedir.

            İnsan , duygularıyla kötü alışkanlıklara meyledilebilmektedir. Çünkü onların çoğu , yüzeysel ve geçici bir değerlendirme ile oldukça cazip işlerdir. Fakat insana ve topluma ne tür kötülükler ve felaketler hazırladıkları , daha sonraki rolleriyle görülebilmektedir. Bu tür alışkanlıklar; insanlar üzerinde kötü bir huy , rahatsız edici bir ortam ve sıhhat bozucu bir bünye bırakılır. Bu yüzden kötü alışkanlıkları , başlangıçta yok etmeli , onların aslında birer yıkımın habercileri olduğu anlaşılmalıdır.

            Kötü alışkanlıklar, insanların zaafları sonucunda kişileri bağlayıcı özellikler kazanmaktadır. Bunların bir bölümü; birden bire zengin olma , nefsini  zengin olmayan yollardan tatmin etme , insanları zayıf durumda bırakarak bundan menfaat umma gibi şekillerde karşımıza çıkar. Ama bu meşgaleler , hiç de iyi sonuçlar getirmemektedir. Çünkü bu işlerle ilgilenen insanların birçoğu , kötü niyetli , acımasız ve menfaat için her türlü kötülüğü yapabilecek karakterdedirler. Bundan dolayı , böyle insanların başları sürekli problemlerle karşı karşıyadır.

 Kötü Alışkanlıkların Tahribatı

     Kötü alışkanlıkların her türlüsü , arkasında yığınlarca mağdur ve perişan insanlar bırakmaktadır. Fakat , toplumun yöneticileri kötü alışkanlık sahiplerini ve onların acınacak hallerini toplumun genelinden gizlemekle büyük bir yanlışlık yaptıklarının farkında değillerdir. Olayların biraz üzerine eğilince , gerçekten de büyük bir facia ile karşı karşıya gelinmektedir. Acaba , şimdiye kadar ahlakı göz ardı eden artist ve sanatçıların , büyük kumarbazların , ünlü tefecilerin , duyarsız yalancıların hangisi huzur içerisinde ve rahat bir hayat sürmektedir? Geçmişin bu popüler ve renkli simaları , acaba şimdi hangi sefaletin son sahnesini oynamaktadırlar? Merak edip de , bunları araştırma imkanımız oldu mu? Çünkü o insanlar , günübirlik iş ve meşguliyetlerin adamı olmuşlardı. Ancak belirli bir zaman ve ortamda havalarını atıp , zevklerini tatmin ettiler. Ama, bu tür alışkanlıklar ruhlarını ve bedenlerini bir kene gibi yıprattı. Şimdi sefalet , yalnızlık ve hastalıklarıyla baş başa kalmışlardır.

            Kötü alışkanlıklar , bugün artık sinema , gazete ve kasetlerle kendi varlıklarını meşrulaştırmış , bizim onlarla baş edebilmemizi zorlaştıracak derecede , kanuni mevzuatın boşluklarını kullanarak toplumumuzu ve nesillerimizi içten içe çürütmektedir. Gayr-ı meşru birçok şey gibi , alışkanlık veren uyuşturucular , bu işi yapan vicdansız ve işsiz insanlara aşırı karlar getirmektedir. Her konu gibi , devleti de avucunun içine alan “rüşvet ahtapotu” sayesinde kötü alışkanlıkları önleyecek mercilerin etkin çalışmaları engellenebilmektedir. Maalesef , bugün kötü alışkanlıklar , iyi alışkanlıkları barındırmayacak ölçüde organize güçler tarafından yayılmakta ve toplumu temelinden sarsmaktadır.

Ruhumuzu Tatmin Etmek

Ruhun Yeri

  RUH , insanın manevi yapısını teşkil eden ve dilimizden pek düşüremediğimiz esrarengiz bir kavramdır. Çünkü biz , ruh olayını sadece kavrar , fakat onu maddi olarak göremeyiz. Çok huzursuz ve sıkıntılı anımızda duyduğumuz rahatsızlık , ruhi yönümüzün tatminsizliği veya boşluk içerisinde olmasından kaynaklanır.

Ruh , çok eski zamanlardan beri insanların araştırma ve merak konusunu teşkil etmişse de , ona ait en iyi açıklama dinlerden ve bu dinlerin peygamberlerinden gelmiştir. Özellikle ruh gibi , görünmeyen ve dokunulmayan bir konuyu bazı araştırmacılar maddi faktör gibi açıklamaya çalışmışlar ve çıkmaz içerisine girmişlerdir. Halbuki ruh dünyası , maddi alemden daha farklı ve çok geniş boyutlardadır.

Yaşadığımız hayata ve bu hayat olaylarına baktığımızda , onların çok büyük bölümünde ruhi yönün daha ağır bastığını görmekteyiz. Mesela fikir , siyaset , eğitim ve sanat gibi faaliyetlerin temelinde düşünce ve duygu faktörlerinin hakim olduğu görülür. İşin maddi veya fiziki yanı çok daha azdır. Aynı şekilde , organik gelişme yanında ruhi gelişme; insanın kendine has özelliklerini en fazla ortaya koyduğu bir alan olarak kendini hissettirmektedir.

Yalnız , şu hususu belirtmek gerekir ki , hiçbir zaman sadece ruhi faktörler insanın gerçek kimliğini açıklamaya ve sosyal rolünü gerçekleştirmeye kafi değildir. İnsanda madde ve mana bir denge halinde bulunmalıdır. Mesela Batı toplumları maddeye , Hindistan gibi bazı doğru toplumları , manaya aşırı kıymet verdikleri için diğer yönlerini ihmal etmiş olmanın getirdiği toplumsal dengesizlikleri yaşamaktadırlar. Aynı durum , kişinin tek başına sürdürdüğü hayat faaliyetlerinde de görülebilir. Ruhunu tatmin eden kişi haz ve mutluluğa erişirken , ekonomik yönünü ihmal ettiği için hayatını sürdürmesi güçleşir. Çünkü hayatın bir bölümü ekonomik faaliyetler olarak devam etmektedir. Mesela karnını doyuracak ölçüde maddi çalışma içine giremeyen Hint fakirlerinin , manevi hazları da gerçekleşememektedir. Buna karşılık , maddi ve ekonomik imkanların zirvesinde olan sanayi toplumları , insani ilişkilerde ve ruhi tatmin noktasında , bir türlü rahata ve huzura kavuşacak şartları elde edememektedirler.

Gözümüze hangi toplum kesimine çevirirsek çevirelim , orada ruhi konularla ilgilenen ve bu hususta ileri noktalara varmış insanların , diğerlerine göre daha seçkin kişiler olduklarını görebiliriz. Onlardaki olgunluk , derinlik ve davranışlarındaki ölçü , hepimizin dikkatini çekebilecek niteliktedir. Çünkü ruhi bir eğitimden geçmiş olmanın insana kazandırdığı özellikler , gerçekten son derece büyüktür.

Ruhi Tatmin

Ruhun tatmin edilmemesinin sonucunda huzursuzluklar meydana geldiğini söylemiştim. O halde ruh nasıl tatmin edilecektir? Bu konuya ters bir noktadan yaklaşarak izah getirmeye çalışayım. Nasıl ki , bedenimiz çalışmak için enerji ihtiyacı içerisine giriyor. Ve bizde yediğimiz gıdalar ile bunu karşılıyoruz; aynı zamanda tat alma gibi maddi bir arzumuz da tatmin olabiliyor. Aynı şekilde , ruh yönümüzü de “aynı türden” faktörlerle tatmin etmemiz gerekiyor. Mesela ahlaki , dini , fikri ve sanat değerleri , ruh yönünü besleyen fonksiyon görmektedir. Fakat bunlardan din , ruhun “asıl ihtiyaçları” na cevap veren prensipler topluluğuna sahip yegane sistemdir. Çünkü din , çoğunlukla insanın temel unsuru olarak ruhi yönü hedef almış ve bunu destekleyici ahlak ve ibadet türünden davranış ve hareket prensiplerine ağırlık vermiştir. Bu konuda da , elbette ruh ve madde dengesini görebilen dinler , insanın gerçek mutluluğunu sağlayabilmiştir. İslam dini , bu konuda diğerleri karşısında farklı bir konuma sahiptir.

Bugün bile , geçmişte yaşamış ve ruh mimarları diyebileceğimiz bazı değerlerimizin söz , davranış ve açıklamalarını okumak ve onlar üzerinde düşünmek bize büyük bir kuvvet veriyor. Aynı şekilde onların mesajları , mahalli sınırları aşan bir özellik taşıyarak diğer toplumlara da etki edebiliyor.

İhtiras , Tehlikeleri Davet Eder

İhtiras Nedir?

  İHTİRAS , adeta günlük hayatımızın vazgeçilmez bir azığı haline gelmiştir. Normal insan görmek , neredeyse mümkün değildir. Bunun bir felaketin habercisi olduğunu acaba anlayabiliyor muyuz?

     İhtirası öncelikle bir “aşırılık” olarak belirlemekte fayda vardır. Çünkü , herhangi bir çalışma ve işin gerçekleşmesi için sarf edilen büyük gayret  , “azim” olarak ifade edilir. İhtiras , normalin üzerinde bir istek ve beklenti içerisine girmektir. Hatta bu istek , o hedefe ulaşmak için anormal ne kadar yol ve imkan varsa onları bile kullanmayı sonuçlandırmaktadır. Dolayısıyla normal dışı yollar , başkalarını de zarara sokucu bir nitelik kazanmaktadır.

            Aslında belirli bir konuda ihtiras sahibi olma , insan için bir yıpranma sürecinin başlamış olması demektir. Herkes , meşru olmayan bir işe kalkıştığı anda normal hayat faaliyetlerini değiştirir ve bir stres içerisine girmeye başlar. Sinirleri gerilir , heyecan ve sıkıntı belirtileri görülür. Böylece kişide huzursuzluk başlar. Ama , hedefine eriştikten sonra veya hedefini elde edemeyince ortadan kalkacağını kimse garanti edemez. O zaman da bir başka buhranın eşiğine gelebilir.

İhtiras sahibi insanlar toplumda sevilmez ve hatta kınanırlar. Herkeste de az-çok ihtiras bulunsa bile , bir başkasında ihtirasın görülmesi bu tip insanlarca da hoş karşılanmaz.

İhtiras ile yola çıkan insanın birçok şeyi doğru hesap edemeyeceği , yanlışlıklar ve hatta büyük tehlikeler içerisine gireceği beklenmelidir. Böyle bir durumda da kişinin kendisi , ailesi ve çevresine zarar verme ihtimali büyüktür.

İhtirasın Yıkıcı Etkisi

İhtirasın getirdiği felaketler kişiler , aileler ve şirketler açısından bilinen bir durumdur. Çabuk zengin olmak isteyen bir komşumuz vardı. Kendi bilgi ve maharetini ispat edemeden bir müessesenin sahibi oldu. Büyük bir borç içerisine girdi. Halbuki daha önce böyle bir tecrübeden geçmemişti. Ailesindeki vasat ekonomik imkanları beğenmeyip , zengin olarak kendisini ispat etmek niyetindeydi. Kısa bir süre içerisinde Lordlar gibi yaşamaya , sağa sola para dağıtmaya , hediye alamaya başladı. Yakın çevresindekiler bile onun böyle kısa bir zaman  içerisinde ilerlemesine şaşırmışlardı. Fakat gerçek göründüğü gibi değildi. Bu kişi borçlarını ödemek için faizle borç para alıyor ve günbegün içeri gidiyordu. Nihayet , karşılıksız çekler imzalamaya ve hatta yakınlarının sahte imzalarını kullanmaya kadar kendini küçük düşüren tutumlara girdi. Sonunda soluğu hapishanenin soğuk duvarları arasında aldı. Kendi ailesini ve akrabalarını büyük üzüntü içerisine soktu. Göründüğü gibi; zenginlik , iktidar ve şan-şeref sahibi olmak isteği , kişiyi ihtiras içerisine sokmaktadır. İhtiras tehlikeli bir mıntıkada yürümeye benzer. Ve tehlikenin nereden geleceği belli olamaz.

İhtiras , bizatihi kötü bir alışkanlıktır. Muhteris insan , kolay kolay tatmin olmaz. Çünkü hak etmediği şeyleri elde etmeye alışmıştır. Normal yollar artık onun tenezzül edeceği işler değildir. Böylece tiplerin duracağı yer ya hapishane veya mezar olmaktadır.

İhtiraslarımızı gemlemeye ve şuur altına atmaya çalışmalıyız. Kendi imkanlarımızla yetinmeli ve bizim durumumuzdan aşağıda olan insanlara bakıp halimize şükretmeliyiz. İhtiras , insanın gözünü kör , kalbini duygusuz kılacak tarzda duygu ve hassasiyeti kaybettirir. Kanaat , ihtiras alevini söndürecek yegane sığınaktır. İnsanın madde ile doymadığını düşündüğümüzde , bizi tehlikeler içerisine atacak ihtiras afetinden yakamızı kurtarmak zorundayız.

Ekleyen: Meral Albayrak
       
 
Okumuş olduğunuz yazının tüm sorumluluğu ekleyene aittir. Yazının telif hakkı yada uygunsuz içerik içerdiğini düşünüyorsanız lütfen bildiriniz. 

 
 
CoopCool'un Yazılarına Yorum Bırak ツ
◕ Bu Makaleye Henüz Hiç Yorum Yapılmamış, İlk Olmak İstermisinツ
   

En Yeniler

Sitemizde Şimdilik 1447 Yazı Bulunmaktadır.


Esaret Gölgeler B2
Anksiyete
Esaret Gölgeler
YKS Sınav Yerleri Ne Zaman Açıklanacak ?
SEO Nedir? Nasıl Yapılır?
2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı 10. Sınıf Biyoloji Dersi 2.Dönem 1. Yazılı Soruları
2019/2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf Tarih dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları
2019/2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf matematik dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları
2019 /2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf kimya dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları
2019/2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf biyoloji dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları

Kategorilerimiz




özlü söz ekliyorum tamam çok özlü oldu:)))

İlginizi Çekebilecekler

Kilolu Muyum? Nasıl Beslenmeliyim? Alışkanlıklar Değişir Mi?
Akılcı Duygusal Davranış Terapisi, Kendinizi Sevmeyi Öğrenin
İlk Görüşmeye Dair Tüyolar, Tanışma Şeklimizi Değiştirelim
Öğrenme Biçimleri Nelerdir? Kendi Öğrenme Biçimimi Nasıl Değiştirebilirim?
Yakala Beni
Çocuğun Arzulama Gücünü Geliştiren Yaklaşımlar,Hayal Gücü
Sağlıklı Bir Benlik Kavramına Sahip Olan Bir Çocuk
Etkili Öğretmenlik
Sucu ile Padişahın Çiçek Yaşatma Öyküsü
Özsaygılı İnsan Nasıl Olur?