İnsan Ve Evren

Ana Sayfa > Makaleler > Kişisel Gelişim > Kişisel Gelişim Genel Yazılar
Tarih:6.3.2018 01:08:07 Görüntülenme:661    
 
İnsan Ve Evren
 

Evrenin sonsuz ihtişamı içinde bir nokta gibi duran, fakat onun özünde büyük sırlar taşıyan insanı tanıyabilmek için, önce onu menşeinde maddeye mahkum eden yanlış teorileri bilim adına cevaplamak istiyorum.
İnsanın Menşei:
İnsanın menşei nedir? Sorusuna, gerçek bilim adamının vereceği cevap, bilinmemektedir şeklinde olur.
Dindar bir kimse, insanın Allah tarafından özel ve özenle yaratıldığını, Adem’den geldiğimizi söyler. Yüzeyde bilgisi olan maddece ve her şeyi bildiğini sananlar, ya onun evrimle tek hücreden gelişip
yüceldiğini, ya da yıldızlardan gelmiş olabileceğini söylerler.

Acaba gerçek bilim adamı son iki görüşe neden katılmaz?
Çünkü o, bilimin ışığı altında evreni seyretmiş ve evrimin bir başka canlıdan insana yükselmesinin
imkansız olduğunu anlamıştır. Nasıl mı?

1) Özellikle günümüz evrimcileri evreni fizikle başlatırlar. Nötrondan atomlara, atomlardan moleküllere, ordan canlının temel molekülü olan DNA molekülüne bir evrim hayali kurarlar. Halbuki fizik evrim şu nedenlerden dolayı mümkün değildir:
a) Kuvant periodik listesinde; nötronun yeri başlangıç olmadığı gibi, nötrondan atom gelişmesi fiziğin en büyük yasalarından biri olan Parite’ye karşıdır. Parite, madde ve antimaddenin çift  yaratılışıdır.
b) İlk madde sayılan Hidrojen, nötronun ayrışmasından değil kuvant cetvelinde Lepton listesinde yer alan elektronun protona koşması ile doğmuştur. Evrendeki novalarda en çok görülen kuvant elektrondur.

c) Hidrojenden helium doğsa bile; o kadar enerji çıkar ki, Helium yeniden parçalandığı gibi hidrojen de kuvantlaşır. Dolayısıyla hidrojenden katlanma ve 100 küsür elementin doğması demek: Evrenin o noktasında milyonlarca nükleer bombanın patlaması, kuvant dağılımlarına kadar parçalarının yok olması demektir.
d) Periyodik cetvelin tetkiki ve elementlerin dünyamızdaki yüzdeleri de böyle bir fizik evriminin kesinlikle olmayacağını doğrular.
e) Eğer bu yolla bir fizik evrim olsaydı; çekirdeklerin bütün radioaktif izotopları da sıralanır, dünya nükleer cadı kazanına dönerdi.
2) Biyolojik evrim için şartlardan biri olan çevreye uyum, bir nevi rahatlama söz konusu olsaydı;
dünyamızın en eski varlıkları bitkilerdeki evrim; bugünkü hali ile dahi evrime yeter uyumu dolduğuna göre hayvan türüne sapma evrimi olmazdı.

3) Evrimde, güçsüzlerin tasfiyesi (seleksion) nedeni de gerçeklere uymamaktır. Kör yılan bir nevi kertenkeledir ve yaşama şartları en zor olan hayvan sayılmaktadır. Fakat dünyanın ilk yıllarından beri yaşamakta, ne bir evrim geçirmekte ne de tasfiye olmaktadır. Dağ faresi de böyledir. Ön ayaklığının kısalığı, yaşadığı ortamda ona çok zor yaşama imkanı verdiği halde; bu fare ne
seleksiona uğramıştır, ne de evrime ayaklarını uzatmıştır. Su örümceğinin üremesindeki zorluğa
rağmen, çıkıp kara örümceği olmak, yani evrim, ne aklına gelmiş ne de seleksiona uğramıştır.

4) Evrimin maddecilerce bir gayesi de tayin edilmemiştir. Evrim tesadüfen oluyorsa gelişme amacı
nasıl düşünülebilir.
Allah tarafından gerçekleştiriliyorsa; böyle bir serüvene zihnimizi zorlamak beyhudedir. O, iç
güdülerde; ne harika planlar kurmaktadır. Evrim dilese bile bunu saniyelerde yapardı. Uyum,
güçsüzün tasfiyesi gibi düşünceler insan zihninin, kendi sapık halidir. Belli olmayan nedenler evrimi organize ediyor deniyorsa; evrimin belli uç noktalarında kalması
gerekirdi.
Mesele beyin gücü ise, beyni en güçlü hayvan Yunus balığıdır. Ve evrimcilerin listesinde çok
diplerde kalır. Beyin bunca gelişince evrim Yunus balığında kalmalıydı. Eğer evrim elektromanyetik yönlü ise, bu alanda en güçlü hayvan yarasadır. Evrim o noktada kalmalıydı.


Güzellikse, kelebeklerde evrim sonlanmalıydı. Eğer evrimin amacı insan olup Allah’ı ve evrimi
bilmekse; bu yüce amacı yaratıcı arzu ettikten sonra niçin milyonlarca sene beklesin? Ve kendini
bilebilecek varlığı özenle yaratmasın, hem de çok tez ve aniden?

5) Evrim, genetik kartlardaki değişimler diye yorumlanmıştır. Genetik kartlarda nedeni ne olursa
olsun; bir değişme ile türlerden türe geçmek için evrenin ömrü de yetmemektedir. Şöyle ki:

a) Bir amipten bir kelebeğin gelişmesi için 10 21 mitoz süresi geçmesi lazımdır. Bu ise trilyon
sene eder. Değil amipten insan, kelebek olması için bile geçen süre evrenin maddesel yaşına
sığmaz.

b) Amipten maymunun gelişmesi için 10 160 mitoz süresi gerekmektedir.
Matematik açıdan da evrim imkansızdır.

6) Evrimi nakzeden bir konuda türlerin çokluğu ve evrim halkaları olarak görülen tür temsilcilerinin
akıl almaz sayıda cinslerinin varlığıdır. On binlerce tür böcek, bir o kadar tür molluska dünyanın
çok eski çağlarından beri bütün cinsleriyle beraber yaşamaktır. Genetik açıdan tüm ihtimallerin
yayılması matematik olarak imkansızdır. Bir tür, yanlamasına on binlerce şekil alsın, sonra evrim
mantığı başka türe atlayıp yeni cinsler yapsın. Böyle bir işlem ancak dahiyane bir kompüter
programla mümkündür. Eğer bu türlerin genetik şifreleri ilahi bir bilinç tarafından oynanıyorsa,
yani şifreler laboratuvarda elektromanyetik analizlere tabi tutuluyorsa; bu ilahi sistem neden
tüm genetik zincirleri ana program halinde yapmasın? Sermayesiz tezgah gibi bir amibi

geliştirmeye çalışsın? Böcek türlerindeki on binlerce farklı cinsler, ilahi fırçanın evren güzelliği
içindeki bir kolleksiyonu gibidir. Tasavvur edilecek tüm böcek biçimleri bu listede vardır.
Böyle bir kolleksiyonu binlerce ilim adamı birlikte her imkan ellerinde olarak düzenlemeye
çalışsalar, genetik şifrelerde yalnız bacak şekillerinin tayinini sağlayacak formülleri milyonlarca
senede bulamazlar. Birbirinden farklı bacaklar, bine yakındır. Bunların şifreleri 80 x 10 24 mitoz
süresinde düzenlenebilir ki, bunu bir alim milyonlarca senede yürütür.

7) Evrime ters düşen bir olay, bir çok hayvanın hem küçük hem büyük türlerinin olmasıdır.
Domuz-kobay, aslan-kedi, goril-mamozet gibi. Evrim tek yönlü bir zincirleşme olması gerekir
ki, böyle bir çift yansıma ancak ilahi kudretin dekor arzusu ile izah olabilir.
Yine en zayıfla, en güçlüyü aynı ortamda yaşatan bir görünüm seleksionla hiç izah olmaz.
Timsah yaşamalı, kertenkele ayıklanmalıydı. Halbuki her tür için yaşama şansı aynıdır. Ceylan
kaplanın bulunduğu ormanda yaşar ve milyonlarca sene sayısını azaltmadan sürer durur. Nerde
seleksion?

Ekleyen: Hilal Alemdar
       
 
Okumuş olduğunuz yazının tüm sorumluluğu ekleyene aittir. Yazının telif hakkı yada uygunsuz içerik içerdiğini düşünüyorsanız lütfen bildiriniz. 

 
 
CoopCool'un Yazılarına Yorum Bırak ツ
◕ Bu Makaleye Henüz Hiç Yorum Yapılmamış, İlk Olmak İstermisinツ
   

En Yeniler

Sitemizde Şimdilik 1233 Yazı Bulunmaktadır.


Coop Cool Sosyal Liselinin Amacı Nedir?
Coop Coola Sorunlarımı Nasıl Yazacağım?
Coop Coola Nasıl Üye Olunur?
Metni Nasıl Kopyalarım?
CoopCool Sosyal Liseli Türkiye nin İlk Liseli Platformu

Kategorilerimiz




Sosyal liseli yayında...

İlginizi Çekebilecekler

Kendi İç Dünyamı Nasıl Tanıyabilirim? 3.Kısım,Davranışlarınıza Dikkat Edin
BAŞARILI VE UYGULANABİLİR BİR İŞ FİKRİ BELİRLEMEK
Yaşama ve Sağlık Hakkı
Bilişsel Gelişimle İlgili Kavramlar
Kendimle Bağlantıya Geçtiğimi Nasıl Bileceğim?
Zaman Kullanma Hocası Ve Hayatımızı Doldurduğumuz Önemsiz Şeyler
Kendini Tanıma ve geliştirme-Kendini İfade Etme Yolları
Etkili Öğretmenlik
Kendi İç Dünyamı Nasıl Tanıyabilirim? 1. Kısım
İçsel Koçluk, Kendinize Nasıl Ulaşabilirsiniz? Alışkanlık Edinmek