ANTİK DÖNEM VE RÖNESANS ÖNCESİ

Ana Sayfa > Makaleler > Tarih > Tarih Genel Yazılar
Tarih:28.03.2020 15:12:34 Görüntülenme:277     Kopyalanabilir Yap
 

ANTİK DÖNEM VE RÖNESANS ÖNCESİ

KLASİKÇİLİK ÖNCESİ    

Erken uygarlıklar, elverişli doğal koşullara dayanan, birtakım genel benzerlikler(gıda stoku fazlası gibi) göstermekle birlikte, birbirinden kopuk bir şekilde ortaya çıkmış ve farklı özellikler geliştirilmiştir. Buna karşılık, Ortadoğu’daki eski uygarlıklar, etkileşime geçmeye erken tarihlerde başlamış ve Helen KLASİKÇİLİĞİ’NİN  etkilerini benimseyip geliştirecek kadar yakın ilişkiler kurmuştur.

Anıtsallık; koruma; anma töreni; köle emeği; uygarlık

MÖ 2. Ve 3. Binyıl boyunca, su kaynaklarının bolluğu ve iklim koşulları, Ortadoğu ‘ da pek çok uygarlığın gelişmesi için uygun bir zemin yaratmıştır. Bunlar arasında en önemli ve en kalıcı uygarlık mısırdır. Nil nehrinin sürekli taşıması sonucunda nehrin her iki yakasında verimli topraklar oluşmuştur. uygarlığın başlangıcından beri burada yaşayan insanların eserleri estetik açıdan giderek zenginleşir. MÖ 3. Binyılın başında, kalıntıları günümüze dek gelen yapılar inşa edilir. Bunların başında, Eski mısırın din erkine dayalı toplumsal yapısını yansıtan anıt mezarlar ve tapınaklar gelir. Bu yapıların gelişimi, krallar ve din adamlar arasında değişen güç dengesini anlamamızı sağlar.

Mısırın en bilindik anıtsal yapıları piramitlerdir. Bu yapıların MÖ 3. Binyılın ilk dönemlerinde başlayan gelişimi Büyük Gize piramitleriyle (MÖ 2500 yıllarında tamamlanmıştır) doruğa ulaşır. Bu kral mezarları firavunların insanlıktan tanrısal yaşama geçişini simgeler. MÖ 2000’ den sonra tapınakların sayısı çığ gibi artar. KARNAKTA’Kİ Büyük AMON Tapınağı bunlardan biridir. Birbiri ardına gelen krallar tarafından yüzlerce yılda tamamlanan AMON tapınağı, hükümdarlardan çok belirli inançların gelişimini temsil eder. Doğadan esinlenilmiş şekillerle bezenen ve simgesel anlamlar taşıyan ögelerin(sütunlar gibi) kullanıldığı bu tapınak KLASİKÇİLİĞİN habercisidir. Ne var ki, eski mısırda anıt mezarların çoğunlukta olması, 19. Yüzyıl’da bu tapınağın yaygın olarak ölümle ÖZDELEŞTİRİLMESİNE neden olur.

Aynı döneme ait uygarlıklara Mezopotamya ‘da rastlanır. Dicle ve Fırat nehirlerinin çeşitli kollarla hayat verdiği küçük devletler Mısırdaki birlikle ve sürekliliğe hiçbir zaman ulaşamaz. Bölgedeki pek çok bina, güneşte kurutulmuş tuğladan yapılmıştır. Anıtsal mimarinin temel ögeleri olan geniş hacimler ve kalın masif duvarlara zaman içinde benzemeler eklenir. Mezopotamya uygarlıkları, Mısır’ da olduğu gibi, MÖ 4.yüzyıl’dan itibaren ege uygarlıklarıyla etkileşime girer.

         Hint mimarlığı

Hint mimarlığı, yerel genel gelenekler ve yabancı kültürler arasındaki binlerce yıllık etkileşim içinde gelişmiştir. Art arda gelen her kültür bir önceki geleneğindeki düşünceleri özümseme ve gereksinimleri doğrultusunda dönüştürme becerisi göstermiştir. Sonuçta, bu bölgenin zengin kültürünü yansıtan sıra dışı çeşitlilik ortaya çıkmıştır.

Kültürel sentez; taş yapı; Hinduizm; Budizm; İslam

Hint mimarlığı, Hindistan’ın yoğun nüfusuna paralel olarak, bölgesel çeşitlilikler gösterir ve farklı etkilerin izlerini taşır. Bugün Pakistan sınırların içinde kalan İNDUS nehri, MÖ 3. Binyılın ortalarından 2. Binyılın başlarındaki parlak döneme kadar, dünyanın en eski uygarlıklarından birinin yaşam alanı olmuştur. Bu uygarlık, büyük kent yerleşimlerinin inşa edilmesine olanak vermiş ve yazılı kaynakların azlığı ve OKUNAKSIZLIĞINA rağmen, nehir kolları ve vadinin ötesine uzanan izler bırakmıştır. Hint mimarlığı, MÖ 4. Yüzyıldan itibaren artan bir ivmeyle, yeni düşünceler ile yerli ya da yerleşik geleneklerin kaynaşması yoluyla evrim geçirirken, yabancı etkileri bünyesine katmakta dikkate değer bir başarı göstermiştir.

Bu özellik dini yapılarda acıka görülür. Büyük Hint dinlerinin en eskisi olan Hinduizm, ibadet biçimi olarak kurban törenlerinden tapınmaya geçilmesiyle ortaya çıkmıştır. İlk mimari örnekler, yalnızca egemen ruhban sınıfından bilinen gizli matematiksel formüllere dayanır. Budizm ve CAYNİZM bu din erkine karşı bir tepki olarak doğar. Bu dinlerin ibadet biçimleri yani bir mimarlık türüne gerektirir. Budizm Hinduizm ‘ in kişisel tapınma anlayışına karşı, farklı türde mekanlar talep eden toplu ibadet düşüncesini ortaya atar. Ayrıca, ermişlerin küllerinin bulunduğu tapınakları geliştirir. Dini gereksinimlerin karşılanması, perslerden. Hatta MÖ 4. Yüzyılda büyük İskender’le Hindistan ‘ a ulaşan Helen KLASİKÇİLİĞİ’NDEN gelen yabancı yabancı etkilerin benimsenmesini sağlar.

Hint mimarlığındaki bu evrimsel nitelik, MS 12.yüzyılda İslam’ın gelişiyle birlikte dallanıp budaklanır. İslam öğretisindeki doğa betimlemelerinin bezeme üzerinde önemli etkileri olsa da, ibadet ve mimarlık geleneğini bütünleştirme çabası sürer. Moğol imparatoru Ekber Şah, yeni başkent FATEHPUR SİKRİ’ de ** (1569-80) İslami, Budist, Hindu ve hatta Gotik bezemeleri simgesel bir bütünlük içinde kullanır. Büyük oğlu Şah Cihan ise Hint ve İslam mimarlığının mükemmel bir örneği olan TAC Mahal’ i yaptırır.

Erken KLASİKÇİLİK

Geçmişte, komşu kültürlerle bağı olmak sızın, kendi halinde yaşayan gizemli bir uygarlık olduğu sanılan MİNOS ve onun Grek anakarasındaki uzantısı MİKEN kültürlerinin, Helen KLASİKÇİLİĞİ’NİN öncüleri olduğuna dair bugün elimizde güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Bu döneme ait yapılar, mimari açıdan farklılıklar göstermekle birlikte, klasik mitoloji ve dil formlarının ilk örnekleriyle eş zamanlı olarak gelişmiştir.

1950’lerde Michael VENTRİS, Girit’ teki ilk dil formu olduğunu gösterir. Bu sayede, Helen KLASİKÇİLİĞİ’Nİ önceleyen çeşitli Doğu Akdeniz kültürlerini yeniden yorumlamanın yolu açılmış ve Helen KLASİKÇİLİĞİ’NİN bu kültürlerden EVRİLEREK geliştiği kanıtlanmış olur. Bu kültürlerin pek çoğu, KNOSSOS ve MİKEN gibi, MÖ 2. Binyılın ortalarında Ege Denizindeki adalarda ve Grek anakarasında ortaya çıkmış yerleşimleridir. Homer’ in İLYADA ODESSA’SINDA bu uygarlıktan söz edilmektedir.

Erken klasikçi binalar, işlevleriyle olduğu kadar, bezeme ve yapı arasında kurdukları ilişkisiyle de klasik Helen dönemi binalarından ayrışır. Uzun yıllar içinde oluşan büyük duvarlarla güçlendirilmiş saraylar, Erken klasik döneme ait başlıca kalıntılardır. Bu yapılarda açık ve kapalı mekanlar birbirinden ayrı durur. Klasik tapınaklarda olduğu gibi, ortak mekanlarda binanın dışından çok içi ve çevre duvarlar vurgulanır.

Planlamayı soyut geometrik biçimlerden çok gereksinimler belirlemektir. Yapıların çoğu yalın taş duvarlıdır; iç mekanların resimlendirilmesi ise en yaygın bezeme türüdür. Miken’deki Aslanlı kapı gibi ender örnekler dışında, bu düzenin mimarlık ya da yapıyla olan ilişkisi, mekanların hangi amaçla kullanıldığını göstermenin ötesine geçmez. Aslanlı kapıda lentonun üzerine, bir sütun ve her iki yanında aslan figürlerinin yer aldığı bir oyma taş yerleştirilmiştir. Bu simge, giriş kapısı gibi önemli bir yapı ögesine dinsel ve mitolojik bir anlam katmaktadır. Bu kompozisyon, ne kadar kaba olursa olsun, klasik mimaride bulunan yapı, bezeme ve işlev arasındaki dengenin habercisidir.

Ekleyen: Meral Albayrak
       
 
Okumuş olduğunuz yazının tüm sorumluluğu ekleyene aittir. Yazının telif hakkı yada uygunsuz içerik içerdiğini düşünüyorsanız lütfen bildiriniz. 

 
 
CoopCool'un Yazılarına Yorum Bırak ツ
◕ Bu Makaleye Henüz Hiç Yorum Yapılmamış, İlk Olmak İstermisinツ
   

En Yeniler

Sitemizde Şimdilik 1447 Yazı Bulunmaktadır.


Esaret Gölgeler B2
Anksiyete
Esaret Gölgeler
YKS Sınav Yerleri Ne Zaman Açıklanacak ?
SEO Nedir? Nasıl Yapılır?
2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı 10. Sınıf Biyoloji Dersi 2.Dönem 1. Yazılı Soruları
2019/2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf Tarih dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları
2019/2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf matematik dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları
2019 /2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf kimya dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları
2019/2020 Eğitim öğretim yılı 11. Sınıf biyoloji dersi 2.dönem 2. Yazılı soruları

Kategorilerimiz




özlü söz ekliyorum tamam çok özlü oldu:)))

İlginizi Çekebilecekler

Mumyalar Nelerden Korkar? Mısır Piramitleri Başlığında Tarih 2
Yıldırım Ayral Atatürk Şiiri Sözleri
İlkbahar Ve Beslenme
Kaşgarlı Mahmud dan Atasözleri Örnekleri
Piramitler Tarihi Nedir? Mısır Piramitleri 1
Tarihteki Ünlü Yapıtlar AYASOFYA CAMİİ, İSTANBUL
Bilgelik Öyküleri-Bir Mabed Duvarından Alıntılar
Kâşgarlı Mahmudun Önemli Eserleri ve Türkler Hakkında Düşündükleri
ANTİK DÖNEM VE RÖNESANS ÖNCESİ
ANTİK DÖNEM VE RÖNESANS ÖNCESİ 2